Varlık ve Yokluk

Nurşen Canlı

Yazarın şu ana kadar yazılmış 1 makalesi bulunuyor.
  • 15 Mart 2015
  • 643 kez görüntülendi.

 111

Hayat hep yakınılan ama hiç kopulmak istenmeyen en gerçek sevgili. İnsanoğlu ilk nefesi soluduğu anda bir bağ kurar hayatla. O bağ, yaşam devam ettikçe güçlenir, katılaşır ve vazgeçilmez bir hal alır. Oysa insanın aldığı bir ilk nefes olduğu gibi günü gelince son nefesinin de olacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Yani başlangıcı olan her şey , sonu da içinde taşır.

Dünya, milyarlarca canlının bağlandığı, asla kaybetmek istemediği, sahiplendiği ucu bucağı olmayan bir yuvadır. İnsanların her biri bu yuvanın sıcaklığına ayrı bir inançla bağlanır, aynı yuvada farklı gerçekler ve anlamlarla geçirir zamanı. Yaşam kadar gerçek olan bir son, yani ”ölüm” vardır. Her ölüm beklenmedik, her ölüm acı, her ölüm kayıp, her ölüm ağır bir yokluğu doğurur.

”Ölüm” kaçınılmazken, en çok kaçınılmak istenen olur. Bahsi geçtiği ortamda bir ürperti. bir hüzün, bir hiçlik bırakır. O gittiği gibi bütün kapıları kapatmak, perdeleri örtmek, belki sevgiliye sığınmak, gizlenmek istersin. Ancak bütün bunlar nafile bir çabadır. Çünkü ölüm bir kapıdan merhaba diyerek girmez içeri ya da bir insanı ondan sakınma gücüne sahip ikinci bir insan yoktur.

”Kaybetmek” her insan için bir yenilgi, bir güçsüzlüktür. Ancak kaybetmek sadece yenilgi olduğu için acı vermez insana. Kalben bağlı olduğun, gözünden sakındığın, korumak için bütün varlığını ortaya koyduğun; annen,baban, kardeşin, eşin, yavrun, sevdiğin, dostun, dünyam dediğin varlığın bir anda yokluğa karışabiliyor. Akşam son gülüşünü gözlerinde bırakan o canlı, cansız bedeniyle sana veda ediyor. Evine geldiğinde sıcak bakışıyla yorgunluğunu alan gözler, ertesi gün karanlık topraklar altına gizlenebiliyor. Onsuz olmaz dediklerin, bensiz de olur cevabını verip de gidiyor.

Ölüm, kimseye randevu vermiyor. ”Bugün sıra senin” gibi bir ön bilgi sunmuyor. Planlı bir iş değil yani. O yüzden değil midir yarına dair umut ve beklentiler? O yüzden değil midir giderken yarım bıraktı diye sitem ettiğimiz canlar? O yüzden değil midir ”öldü” kelimesinden sonra, ” ama daha çok erken”, ” ama daha sözünü tutacaktı”, ” ama daha anne-baba olacaktı”, ” ama yarın yeni yaşını alacaktı”, ” ama yarın anne-baba diyecekti”, ”ama onun dahaları çoktu” gibi cümleler beyne hücum ediyor? Biz bu dahaları sorgularken hayat, bize de veda etmeye hazırlanıyor. Her ölü birilerini bizden alırken, belki yarın sıra bende düşüncesini de bir kere daha hatırlatıyor.

”Ölüm”, ”ölmek”, ”öldü”, ”ölmüş” ve temelde insanlar hep ölümlü. Ölümlü doğan insan, en çok ölümden korkuyor ne tuhaf!

Madem ”ölüm” var, ben neden öldüren oluyorum ki? Öldürünce ölüm beni unutuyor mu? İnsan, dur ve düşün! Ölüm neden var?

Hayatı yaşanılası kıl ki ölünce ” Vakitsiz gitti.” diyenin çok olmasın.

Yaşa, yaşat; sev, sevil; dinle, anla, anlat; mutlu ol, mutluluk sun, mutlu kıl; inan, güven, şans ver; öldürme, gücendirme, sövdürme…

Bir yudum nefes al. Öyle bir nefes olsun ki bütün mutlulukları, güzellikleri, yaşanılası hayalleri alsın içine; içini güzelleştirsin. Ruhunu, kalbini, dilini temizlesin. Kısacık ömrünü uzun bir ömür tadında hissettirsin.

Ölümü düşün, ölüme inan ama ölümlü olduğundan korkma. Yaşanılacak tüm güzelliklere şans ver ki ardından ”keşke” diyen kalmasın…

Nurşen Canlı

YAZARIN SON YAZILARI
Varlık ve Yokluk - 15 Mart 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Anonim dedi ki:

    öyleyse ölüme santim santim yaklaştığımız bu varlıkta, koşarcasına mutlulukları yaşamamız dileğiyle yokluğa inat

BİR YORUM YAZ