Yatay Ayrışımın Üvey Evlatları

Öznur Karataş Şan

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.
  • 10 Aralık 2015
  • 1.184 kez görüntülendi.

image

Hayat denen muamma içerisinde koşuştururken gözünüze mutlaka ilişmiştir ; haber bültenlerinin müjdeleri her seferinde devletten memura.
Özel sektör çalışanlarının elleri bağrında kalıyor desek yeridir. 2015 Ocak’ta sözü verillen 1300 Liralık asgari ücret dışında özel sektöre verilmiş hiç bir vaad , müjde ya da haber yok. Devlet, memura öz evlat, özel sektör çalışanlarına ise üvey evlat muamelesi yapıyor.
Ben alanım gereği “kadın” konusundan başlayayım yazmaya.

Özel sektörde çalışan ve doğum yapan kadının izin hakkı, memurun izin hakkı ile aynıyken, memur devletten maaşını almaya devam ediyor, ancak diğer grup ssk’dan parasının “kesilmiş” halinin postaneye yatmasını bekliyor.

Memur ücretsiz bir sene izin kullanma ve peşinden bir sene “daha” sebebsiz izin kullanma hakkına sahipken, diğer grup yalnızca altı ay ücretsiz izin kullanabiliyor. Tabii izin sonu aralık ayına denk gelirse, işini kaybetmekten korkan kadınlar sözleşme yenilenmemesi ihtimaline karşı bu süreyi sadece beş ay kullanarak kasımda iş başı yapmak durumunda kalıyorlar.

Memur çocuğunu iki (kreş) yaşına getirip bırakırken, özel sektör çalışanları ağzı süt kokan bebelerini erkenden bırakmak zorunda kalıyor ve memura verilen kreş ödenekleri de yok.
Devlet memurları hiç bir tatili kaçırmaz iken, özel sektör çalışan kadınları maalesef bir cumartesi sabahı bile aile ortamında kahvaltı huzurunu yakalayamıyorlar. Birbirinden kopuk bireylerin yetişmesi, yetiştirilmesi için tohumlar farkında olmadan ekiliyor. Aile Danışmanlarına bu noktada çok ihtiyaç var.
Devlet Baba, arada bir, eğitim, bayram vs yardımları yapar iken memura, diğer grupta altıncı aydan sonra vergili dilime girdin sen denilip belli oranlarda paralar kesiliyor. Memur, senenin son günü kafa dağıtmaya çıkarken ( ertesi gün tatil malum, ayrıca kitap okuyarak ta kafa dağıtılabilir(!)) diğer tarafta içler pek açıcı olmuyor maalesef. Her sene başı aynı sancılı süreç. “Yarın ola hayrola bakalım sözleşme yenilecek mi? ” kaygısı taşıyor.
Memur emekliliğinde rahat ettirilmesi hedeflenen kişi haline dönüşmüşken , maalesef özel sektörde çoğu çalışanın emekli olabilmek gibi bir hayali bile yok!
Devletin bu duruma bir an önce el atması ve bu ayrımcılığı ortadan kaldırması gerekiyor.

Türkiye’de ki kadınların siyasete daha çok katılımı sağlanmalı tartışmaları yapılırken,Türkiye’de, Türkiyeli Kadınlar’ın ev içi hanelerine daha fazla katılım sağlayabilmeleri için kimse birşey yapmıyor.

Bir çok kadın öğretmenliği, geleneksel cinsiyet rollerine uygun olması ve anne, eş, ev kadını beklentilerine elverişli alan bırakması nedeniyle tercih ediyor. Bu durum öğretmenlik mesleğinde ki en önemli sorunlardan biridir. Genelde çalışmayı geçici ya da aile ekonomisine katkı olarak görmekte , kendilerine zaman ayırma , okuyup kendini geliştirme , sosyal çevre oluşturma , meslek alanında ilerleme, kariyer yapma ve siyasal sendikal etkinliklere katılma konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar. İzne ayrılan öğretmenlerin öğrencileri Allah’a emanet….

Türkiye’de Feminizm denildiğinde akla çok az isim geliyor maalesef. Bu yazı vesilesiyle hatırımıza hemen gelebilecek Feminist yazar Konca Kuriş’in ruhu şad olsun. Duygu Asena’nın Kadınlar Dünyası’nı da unutmadık elbet. Ancak oluşum ya da örgüt bazlı baktığımızda , bir kaç çevreci, doğacı ve hayvan sever çıkıyor karşımıza. Ve “kadın” “hakları” dışında bir çok şeyi savunuyorlar.
Kadın hakkını savunmayı da, doğuda gelenekselleşmiş erken evlilikleri islam dinine giydirerek Peygamber Efendimiz sav’e hakaret etmek sanıyorlar.

Maalesef medyada Betty Friedan’ı Su Wilkinson’u Mary Wolstanecraft’ı Barret’i Hartman’ı Chodorow’u Ruddick’i vs vs vs duymak, dinlemek veya incelemek çok zor.
2010 senesinde Hürriyet Aile’nin prematüre bebek ve anneleri için yasal izin süresinin uzatılması kampanyası olumlu sonuçlanmıştı.

Ve geçtiğimiz günlerde UCLG ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş’ın da destek olduğu sosyal medya’da farkındalık yaratma adına #Turuncu çalışması başlatıldı. “Kadına şiddete karşı” farkındalık yaratma amaçlayan kampanya kapsamında bir çok tarihi bina turuncu renge büründü.

Anlatabileceğimiz daha çok kadın kampanyalarının düzenlenmesi, ses getirmesi, imkan vermesi , her türlü ayrımcılığın ve şiddetin ortadan kaldırılması ve kadınlara yeni ve gerekli hakların tanındığı günlerin gelmesi dileğimle…

Öznur KARATAŞ ŞAN

Sosyolog

YAZARIN SON YAZILARI
İyi Salladık! - 15 Ekim 2015
Mahalle Baskısı - 9 Ekim 2015
Selfless İncelemesi - 9 Eylül 2015
Erkekleşen Kadınlar - 31 Ağustos 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 9 YORUM
  1. Anonim dedi ki:

    Kesinlikle katilmiyorum

    1. Öznur dedi ki:

      Merhaba Anonim ben de seni seviyorum :)) memur olma ihtimalin kuvvetle muhtemel.:)

  2. Pervin dedi ki:

    Kesinlikle katilmiyorum

    1. Öznur dedi ki:

      Merhaba Pervin Hanım, neden “kesinlikle” katılmadığınızı söylemek isterseniz dinlerim. Selamlar

  3. Inci aydin dedi ki:

    Merhaba öznur hanim, maklenizle metafor sonucu inanın bir kez daha içim acidi.Bende sizin bahettiginiz üvey evlatlardan sadece biriyim, 36 hatfalik doğan oğlumu sadece 3 ay emzirebildim .3 ay sonra izin surem bittiğinde işverenden ücretsiz izin hakkımı istedim fakat kabul olmadığından 3 aylık bebegimi hergün ağlayarak bırakıp işime döndüm.şimdi 5 yaşında ama o kadar çok zamanını kaçırdım ki en önemlisi Allahın en güzel luftu anne sutunu bebegime doyasıya veremedim .Evet kesinlikle bu konuda bir ayaklanma, farkindalik oluşturmak sart.Gelecek nesil evlatlarımız için ne olursa olsun anne baba eğitimi alarak büyüyen evlatlar için küçücük yavruların ilk kelimeleri ( Anne nerede) (Anne akşam gelicek ) cevaplarını almamaları için lütfen Öznur hanım lütfen ne gerekirse yapalım ilginize, dusuncenize, yureginize saglik…

    1. Öznur dedi ki:

      Merhaba İnci Hanım, benden daha içli daha güzel anlatmışsınız yaşadıklarınızı. Umarım çok geç olmadan duyuracağız sesimizi. Bizler değilse bile bir sonraki nesil adaleti görecek…

  4. nejla K. Gunaydin dedi ki:

    S.a cnm..Bende sana katılıyorum..aslında tüm çalışan kadınların sorunu..ayrım yapılmadan aynı hakka sahip olması lazım..kadına kadrolu veya kadrosuz diye ayrım yapılmadan aynı hizmeti vermeleridir derim..eşit hakka şahip olunması llazım. Artık bu zorluklar aşılsın.özel sektör calisan bayanlar bu ülkede yyaşıyorsa aynı hakka sahip olunması lazım..eşit hak istiyoruz…

    1. Öznur dedi ki:

      Ve as ablacım. Burada büyük görevlerden biri de sana düşüyor. Siyasette başarıyı yakalamış ve henüz hala aktîf siyaset içerisinde olan bayanların bu konuda “rahat” durmaması gerekiyor artık. El birliği ile özel sektör çalışanları “örgütlenelimmm” :))

  5. ercan dedi ki:

    Hem memur hem erkek olarak yazmak istedim. ozel sektör kamu sektörü arasındaki özlük haklari farki sorunu cok onemli acilen giderilmelidir. Bu farlarin en onemlisi her sektörde farkli olmasiyla beraber çalışma saatleridir. Calisma saatii problemi ilk adim olarak acilen cozulmelidir. Her sektorde haftalik calisma üst siniri belirlenmelidir. Kadinlarin calisma hayatindaki sorunlari isedaha derin tahlile muhmuhtaçtır.

BİR YORUM YAZ