Yazmak ya da Yazmamak, İşte Bütün Mesele Bu!

Alican Çetinkaya

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.
  • 11 Ekim 2015
  • 998 kez görüntülendi.

yazi-yazmak

Çoğu zaman üç beş kişi için yazdığımızı sanarız, onlar bizi okumazlar. Asıl seslendiklerimiz, hiçbir zaman tanıyamayacağımız, başka üç beş kişidir. Attila İlhan’ın bu sözleri ilham oldu aslında bu yazıya, heyecanla aldım kağıt kalemi elime. Hiç tanımadığım belki de tanıyamayacağım insanlara seslenmek için. Yazmak için. Yazdığımı sanmak için.

Unutmamak için yazarız, öğrenebilmek, öğretebilmek, haberleşmek, haberdar olmak vs. bir sürü şey için yazarız. Bazen öyle anlar olur ki yazarız yazarız yazarız ve sileriz, üstünü karalarız. Yazdıklarımızı okuyamaz kimse. Anlatamadıklarımızı, söyleyemediklerimizi yazarız. Okumasa da kimse, anlatamasak da içimizdekileri dökeriz kağıda aklımızdan geçenleri. Eleştirilmekten, susturulmaktan ya da acaba yanlış bir şey söyler miyim diye korkmadan. Sınırsızdır yazmak, özgürlüktür. Kimse sınırlayamaz bizi, giremez kimse kağıt ve kalemle aramıza. Söylemezde kimseye anlattıklarımızı. Kimi zaman tanınmış bir şair oluruz mısralarımızla, kimi zaman çok okunan bir yazar, bazen bir roman kahramanı oluruz, bazen de bir ressam. Bir seferinde yazarken Yunan mitolojisinden tanrı Athena olmuş barışı getirmiştim elimdeki zeytin dalıyla tüm dünyaya, bir seferinde de Cemal SÜREYA olup sevdiği kadın Tomris ten özür dilemiş tekrar barıştırmıştım onları. Ve tüm bunları bir sandalyede otururken yapmıştım. Hayalin ve hayal ettiklerimizi yazmanın bir bedeli yokya. Olamadığımız ve olamayacağımız tüm şeyleri olabildiğimiz için yazmak güzeldir aslında.

Değeri olmasa da yazdıklarımızın, çok güzel yazamasak da, değiştirmese de bir şeyleri yazmamız. Anlatamadıklarımızı, söyleyemediklerimizi anlatalım hayattaki en değerli şırdaşlarımız olan kağıtlara. Varsın okumasın kimse ama bizler acımızı, üzüntümüzü, sevincimizi paylaşamadığımız tüm şeyleri anlatalım onlara. Bu kalabalıklar, koşuşturma, yoğunluk ve yorgunluklar içinde atmayalım her şeyi içimize. Olamadığımız her şeyi olabilelim bir sandalyede otururken, eleştirilmekten korkmadan. Çünkü öylesine unutuyoruz ki bazen kendimizi, kendimizi dinlemeyi. Ama unutmayalım mısralarımız, dizelerimiz dinleyebiliyor her an bizi.
Şair Vassaf diyor ya hani:

“Bilinmez ârifin asrında asla kadr-i âsârı” Ben kendi adıma şükürdeyim ve bahtiyarım!.. Sen ki varsın ey okuyucu; ben öyle varım…

YAZARIN SON YAZILARI
Güvensizlik - 13 Aralık 2015
Fil,Fare Doğurdu - 14 Kasım 2015
Şimdi Sırası Değil - 18 Eylül 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 4 YORUM
  1. Cansu Taşar dedi ki:

    Öncelikle tebrik ediyorum yazı için düşüncelerimin dökülmüş hali.. Aslında yazabilmek için çok üstün bilgilere sahip olmak veya belli bir kimlikte, belirli bir konumda bulunmak gerekmiyor. Çoğu zaman yazarken anlayabilirsiniz ne düşündüğünüzü ve aslında yazarken sizi anlayacak olanlar sadece okuyucu değil aynı zamanda siz olursunuz. Kendinizi yazarken keşfedersiniz hayal dünyanız dahil olmak üzere..

  2. Anonim dedi ki:

    Ben teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Söylediğiniz gibi bazen yazdıklarımız aslında kendimize bile cesaret edip anlatamadığımız şeyler olabiliyor. Onun için yazma pratiği sınırları ortadan kaldıran ve bir an olsun kendimizle baş başa kalmamıza fırsat veren bir alan.

  3. Alican Çetinkaya dedi ki:

    Ben teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Söylediğiniz gibi bazen yazdıklarımız aslında kendimize bile cesaret edip anlatamadığımız şeyler olabiliyor. Onun için yazma pratiği sınırları ortadan kaldıran ve bir an olsun kendimizle baş başa kalmamıza fırsat veren bir alan.

  4. Anonim dedi ki:

    Gerçekten güzel bir çalışma olmuş içimizdeki beni uyandirmanin ve seni beni değil de bizi anlatan bir yazi olmuş, tebrikler!

BİR YORUM YAZ