Yeni Nesiller Hepimizin Eseri

İsmail Atağan

Yazarın şu ana kadar yazılmış 16 makalesi bulunuyor.
  • 10 Ocak 2016
  • 709 kez görüntülendi.

 

ÖĞRENCCCC

Türk Milli Eğitiminin  genel amaçlarından ;

Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;

İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri ,davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;

Bu amaçların can alıcı cümlesi; Ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı bir kişilik ile onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunmaktır.

Peki biz, öğretmen, aile ve okul ( genel olarak sistem) olarak bu amaçların neresindeyiz.

Öğrenciyi,öğretmeni,aileyi ve okulu kıyaslayan başarıyı sadece salt ders başarısına indirgeyen yada odaklayan sistemde hata, öğretmen, aile, ve okul olarak hepimizin.

Şöyle ki İlkokul 1.Sınıftan başlayarak çocuğun başarısında ölçüt; ne kadar çabuk okuma yazmaya  başlarsa o kadar iyi bir eğitim görüyor anlayışı, haliyle öğrenci, öğretmen ve okul üzerinde psiklojik bir baskı uyandırarak ve haksız rekabete yol açarak çocuklarımızın ruh ve beden sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Birçok okulda okuma yazmaya çabuk geçen öğretmen en başarılı öğretmendir anlayışı hakim. Elbette okuma yazma yani akademik başarı önemlidir, ama tek ve asıl hedef o olmamalıdır.

Çevremde gördüğüm  ve parmakla  gösterilen öğretmenlerden genel olarak şöyle bahsedilmektedir,  aralık ayı itibariyle bütün öğrencileri okuma yazmaya geçmiş, yada 2. 3. 4.Sınıflarda deneme sınavlarında  bu kadar net yapmtırmış en iyi öğretmedir anlayışı, öğrenciler, öğretmenler,  okullar hatta  aileler arası rekabete dönüşmüş adeta yarış atı gibi küçücük yaşta çocukları yarıştıran  bir anlayışla çocuklarımızı geleceğe hazırlarken ruh ve beden sağlığını ihmal edebiliyoruz.

Çocuğun kişisel gelişimi ve okul başarısını için oyunun önemi her geçen gün önem kazanmaktadır. Bu sebeple olsa MEB İlkokullar da çocukların daha çok oyuna zaman ayırması için Serbest Etkinlikler ile Oyun ve Fiziksel Etkinlikler adı altında yeni dersler getirdi, ancak birçok öğretmen bu oyun derslerini verimli kullanmamaktadır.

Özellikle kent yaşamında oyuna muhtaç kalmış çocukları okulda oyun yada farklı etkinliklere yönlendirip enerjilerini boşaltmayı sağlamadıkça  geleceğe sağlıkla bakacak nesiller yetiştirmek biraz zor oluyor.

Ailelerinde öğretmenden mutlak ders yada sınav başarısı beklentisi yerine  çocuklarının daha mutlu daha rahat bir birey olarak yetişmesini istemeleri öğretmen ve öğrenci üzerindeki psikolojik baskıyı azaltıp geleceğe daha güvenle bakan çocuklar yetişmesine katkı sağlayacaktır.

Gençlik nereye gidiyor? sorusuna cevap ve çözüm bulmanın yolu çocuklarımız nereye gidiyor? Sorusu ve sorunuyla başlamak daha yerinde bir karar ve önlem olacaktır…

İsmail ATAĞAN

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ