Zincirlerle Kavgalıyız

Fatih Avcı

Yazarın şu ana kadar yazılmış 24 makalesi bulunuyor.
  • 04 Haziran 2015
  • 565 kez görüntülendi.

cagdas_kolelik

İnsan denen meçhulle birlikte aile, şehir ve doğa gibi şeyler de değişimin beşiğinde sallanmaktadır. İnsanın doğaya veya doğanın insana hükmetmesinin tartışılması yüzyıllar öncesinde kaldı. Ağacın esintiyle dansını göremeyen beton yığınları evler ve mekânlarla; kuş cıvıltılarını ninni, yeşili ise yorgan edinen mekanların çağdaşlığına birlikte şahit olmaktayız. Kentler ve  yaşadığımız alanlar konusunda, birçok düşünce ifade edildi, ütopyalar yazıldı, adalar, uzamsal nosyonlar tasarlandı. Bergel’in dediği gibi bizleri bozan metalin keşfi miydi bilinmez ama şöyle bir gerçek var, hegemonya aşkıyla birbirimizin zihinsel süreçlerini, tasavvur ve idrak gücünü zincirliyoruz. Neolitik çağda çiftçiler metal silahlara boyun eğdi. Sonraki çağlarda ise tanrının eliyle yönetimde söz sahibi olduğuna inanılan; kralların, aristokratların, tiranların, din adamlarının dogmalarıyla çevrelendiler. Ortaya çıkan kentlerde piramidi oluşturan kesimler hiç eksik olmadı bu da kent içinde insanların iktidar yarışına tutuşmasına zemin hazırladı. Kent içinde değişik ittifaklarla bir mücadele yaşanırken kent ve kırsal kesim arasındaki uçurumda sürekli büyüyordu. Daha sonraki dönemde de burjuvazi içinden çıktığı kırsal kesimi küçümsemeye ve kırsal kesimi sadece ham madde ambarı olarak görmeye başladı. Özgür yurttaşlar kentlerin bu tür yapılanmalarıyla birlikte gücün ve iktidarın gövde gösterisinin uyrukları haline geldiler. İktidarın gücünü mekana yansıtma arzusu, kendilerine tanrısal kudret vehmeden imparatorlara meşruiyet kazandırmak çabası, Comte pozitivizminin “tabiatı fethetme” hezeyanı, Avrupa şehirciliğinin temel postulatlarıdır.(A.Çınar, 2013:15) İktidarın heryerdeliği metaforu bu duruma da işaret etmektedir.  İktidarı elinde bulunduran erk,  yönetimde söz sahibi olarak kitle denetimi üzerinden beslenmektedir. Foucault’un kitabında bahsettiği “panaptikon etkisi” bir kişinin bile kitle üzerinde nasıl bir denetimde bulunabileceğini gözler önüne seriyor. Günümüzde bazı insanlar, iktidarı içselleştirerek sorgulama ve tasavvur etme kabiliyetinden oldukça uzakta kalmış görüntüsü çizmektedir. Olaya Marx’ın tarihselliğinden bakarsak Nietzsche’nin dediği gibi Tanrıyı kendi ellerimizle beton ve metal pençelerle öldürmüş, değerlerimizi kendi ellerimizle yıkmış oluruz.  Değerli yazarımız Şükrü Erbaş’tan bir alıntıyla noktalayalım:

Yönetimi şiddet, adaleti korku, barışı hapishane olan kutsal kalabalık. Kendi çıplaklığını görmeyecek kadar üniformalısın. Senden başka dünya olduğu fikri küçük düşürüyor seni. İnsan sevgisini, eşitlik duygusunu ancak musalla taşında yaşıyorsun; o da bir başka korkunun bir dualık kurnazlığıyla. Yok ettiğin kültürler seni de alıp götürecek ama bunu ancak çocukların görecek. Korkunun uykusu daha büyük bir korkuya uyanır. Tek hücreli bir hayat getirdi seni buraya. Başka bir hayata değer katmak senden çok uzak bir erdem.

 

Fatih AVCI

YAZARIN SON YAZILARI
Küfür Neyi Örter? - 7 Aralık 2016
Queer Düşünce - 16 Ağustos 2016
E-Devlet ve E-Türkiye - 18 Mart 2016
Merdiven Hikayesi - 22 Şubat 2016
Soytarı Sosyolojisi - 17 Şubat 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ